Uzun zamandır yazmıyorum fakat son bir yıldır bir yandan işlerin yoğunluğu, bir yandan çoluk-çocuk, bir yandan COVID-19, bir yandan taşınma derken birşeyler yazmaya pek vakit bulamadım. Aslında “draft” klasörümde yarım kalmış 4 tane yazı var fakat Medium gibi sitelerde sıkça gördüğümüz 100-200 kelimelik yazılardan nefret ediyorum, yazım mümkün olduğunca kapsamlı olsun istiyorum. Böyle olunca da bir yazıya epey vakit ayırmam gerekiyor, çoğu zaman da bitiremeden aklım başka yerlere kayıyor.

Gelgelelim, bu yazıyı yarım da olsa yayınlayacağım ve mümkün olduğu kadar güncelleyeceğim. Çünkü hem bir nevi günlük görevi görsün istiyorum, hem de kendime başvuru kaynağı olsun. Bencil isteklerimin ötesinde gelecek planları yapan genç arkadaşlara yardımının dokunması gibi “philanthropist”1 bir amacım da var açıkcası, çünkü bu yazımda İrlanda’ya nasıl yerleştiğimden bahsedeceğim ve bu aralar pek çok gencin yurtdışına yerleşme arayışı içerisinde olduğunu biliyorum. Yalnız önden belirteyim, ben iş bulduktan sonra taşındım buraya. Dolayısıyla dil kursu, Ankara anlaşması vb. yollardan yerleşmek bu yazının konusu değil.

İrlanda’da İş Bulmak

Yalan yok, ben aslında İrlanda’da iş bakmıyordum. Hatta yurtdışında iş bulabilmek için pek çaba sarfettiğim bile söylenemez. Önceki çalıştığım şirketin Londra ofisine geçmek için birkaç kez talepte bulundum aslında, ama İstanbul ofisinde daha faydalı olacağım belirtilip bu talebim reddedilince olabilecek en minimal eforla iş bakmaya başlamıştım. Fakat COVID’den dolayı ülkeler karantinaya girmeye başlayınca artık şansım kalmadı diye düşünüyordum ki, çok yanılıyormuşum! Sadece bir ay içerisinde 6 farklı ülkeden teklif geldi! Üstelik hiçbirine ben başvurmamıştım bile. Zannedersem evinde kalmaya başlayan insanların oyunlara sarması, firmaların da evden çalışmanın aslında sürdürülebilir bir sistem olduğunu farketmeleri ve ağlarını daha geniş atmaya başlamaları benim gibi yazılımcılar için müthiş bir fırsat olmuş olabilir.

Fakat elbette şans kapıyı kırdığında eğer don atletle yakalandıysanız kendinizi Mülayim Sert gibi “vakitsiz gelen paranın içine eder”2 bir durumda bulabilirsiniz. Dolayısıyla hazırlıklıydım. Linkedin profilimi eksiksiz doldurmuştum, zaten sık sık güncelliyordum. Sağdan soldan gelen bağlantı taleplerini şu kıstaslara göre kabul ediyordum:

  • Unvanı “head hunter”, “İK”, “işe alım uzmanı” veya benzerleri ise istisnasız kabul et.
  • Aynı sektörde değilsek, 500’den az bağlantısı varsa, en az bir doğrudan tanıdığım bağlantımız yoksa reddet, aksi halde kabul et.
  • Aynı sektörde isek, 100’den az bağlantısı varsa, en az bir doğrudan tanıdığım bağlantımız yoksa reddet, aksi halde kabul et.

Şimdi böyle bakınca çok saçma kıstaslar gibi görünebilir fakat bu sayede ağım tam olarak istediğim gibi şekillendi: ya gerçekten tanıdıklarım, ya sektörde bilinen insanlar, ya da benim gibileri arayan insanlar. Evet, işe alım uzmanları bir yerden sonra çok rahatsız ediyorlar, doğru. Paylaşımları ortamı iyice Facebook’a çevirdi, doğru. Fakat şöyle de bir gerçek var ki işini gerçekten iyi yapanla kötü yapanı yalnızca bir bağlantı isteğinden ayırt etmek çok zor, ki iyi iş teklifinin kimden geleceği de pek belli olmuyor. Benim durumumda da böyle oldu. Doğrudan benimle iletişime geçen oyun firmalarının kendi işe alım uzmanlarındansa bana öylesine bir teklifte bulunan bir head hunter sayesinde buldum şu anki işimi. Aslında değerlendirdiğim, hatta teklif aşamasına geldiğim başka pozisyonlar vardı. O headhunter bana “DIGIT diye bir firmada şöyle bir pozisyon var, ilgilenir misin” diye sorduğunda, “hiç duymadığım bir firma, niye gideyim ki bunlara, konuşayım ego şişireyim biraz” diye düşünmüştüm. Fakat tam tersi bir durum oldu. Diğer firmalar teklif aşamasına ya bir türlü geçemediler, ya da teklifleri epey düşük kaldı. O sırada DIGIT’le yaptığım görüşmeler çok planlı bir şekilde son aşamaya geldi, o görüşmeler sırasında da yaptıkları mühendislikten çok etkilendim ve önceki düşüncelerimden de biraz utandım. Şu gün teklif yapacağız deyip gerçekten de tam olarak o gün teklif yapınca hanımla oturduk konuştuk. Diğer seçenekler benzer maaşlarla, İsveç, Almanya ve Fransa’ydı. Teklifin İngilizce konuşulan ve Avrupa Birliği üyesi olan bir ülkeden geldiğini ve diğerlerinden düşük bir pozisyona aynı maaşı verdiklerini de göz önünde bulundurarak (pozisyon yükseldiğinde maaşın diğerlerine göre daha yüksek olacağını düşünerek), DIGIT’in teklifini kabul etmeye karar verdik. Çalıştığım şirkete teşekkürlerimi sunarak 24 Nisan’da istifamı verdim ve 25 Haziran’da ayrılmak üzere anlaştık.

İrlanda’da İşe Başlamak

Önceki başlıkla bunun arasında ne fark var diyebilirsiniz, fakat işi bulmakla işe başlamak gerçekten çok farklı tecrübeler, çünkü işi kabul ettikten sonra başlayabilmek için yapılacak tonla iş var.

Çalışma İzni

İlk olarak sözleşme imzalıyorsunuz ve daha sonra Critical Skill Permit’e başvuruyorsunuz. Critical Skill Permit yetenekli bireylerin ülkeye getirilmesi için İrlanda devletinin çıkardığı bir çalışma izni türü. İrlanda bu izni bol kepçeden dağıtıyor çünkü en basit haliyle İrlanda’nın ekonomisi büyüyor ama ülkenin nüfusu bu büyümeyi karşılayacak kritik yeteneklere sahip kişileri barındırmıyor3. Bu izni alabilmek için iddia ettiğiniz yeteneklere sahip olduğunuz ispatlamanız isteniyor. Kıstasları tam olarak bilmiyorum açıkcası, fakat bana söyledikleri şuydu: “elinde ne varsa gönder”. Ben de tüm diplomalarımı ve detaylı SGK dökümümü (yeminli tercümanın İngilizce’ye çevirdiği halini) gönderdim, 6 hafta sonra da iznim çıktı. Söylediklerine göre bu süreç aslında 12 haftayı bulabiliyormuş, COVID’den dolayı bazı işlemleri hızlandırmışlar. Ben ihbar süremi bu iznin çıkmasını bekleyerek değerlendirdim.

PPS

Critical Skills Permit’i aldıktan sonra PPS (Personal Public Service) numarası almanız ve İrlanda’da bir banka hesabı açmanız gerekiyor. PPS numarası İrlanda’daki tüm yasal işlemleriniz için kullanacağınız kimlik numarası gibi birşey. Bizim kimlik numarasından farklı olarak vatandaş olmanıza gerek yok, vergi veriyor olmanız yeterli. Başvurusu da oldukça kolay, PPS numarası için başvuru formunu doldurup şirketinizden alacağınız orada çalıştığınızı gösteren bir belgeyle birlikte PPSN@welfare.ie adresine gönderiyorsunuz ve PPS numaranız yaklaşık 3-4 hafta sonra adresinize geliyor.

Banka Hesabı

Çalışma izniniz ve PPS numaranız varsa artık çalışmaya başlayabilirsiniz, fakat maaşınızı alabilmek için banka hesabı açmalısınız. Avrupa Birliği vatandaşı olmadığımızdan dolayı bankalar bize kolay kolay hesap açmıyor, bunun için İrlanda’da bir adres istiyor. Eğer kısa süre içerisinde İrlanda’ya taşınacaksanız, geçici bir adresi de kabul ediyorlar ama 8 hafta içerisinde kalıcı adres beyanında bulunmanız lazım. Ben işe başladığımda henüz vizem bile olmadığından (COVID’den dolayı vize başvuru merkezi süresiz olarak kapalıydı) hesap açtıramadım ve Enpara hesabımı kullandım. İrlanda’ya yerleşene kadar şirketim maaşımı SWIFT’le gönderdi, her transferde yaklaşık €25’luk bir kesinti oldu ama aynı gün içinde de elime geçti. Bu kısım bizim için oldukça eğlenceli oldu, Euro kazanıp TL harcarken epey bir para biriktirmiş olduk.

İrlanda’ya Taşınmak

İşte zurnanın zırt dediği yer. Ben normalde taşınmayı hiç sevmem, uluslararası taşınma stresi beni mahvetti. Hele bir de çocuk olunca düşünmeniz gereken çok şey oluyor. Ama herşeyden önce vize almak gerekli.

Vize

Öncelikle hangi vizeye başvuracağınızı bilmeniz gerekiyor. İrlanda’da çalışan kişi olarak siz Long Stay - Multi Entry - Employment vizesine başvurmalısınız. Aileniz de sizinle gelecekse Long Stay - Multi Entry - Family Union vizesine başvurmalı. Biz aracı kurum kullanmadan başvurduğumuz için ben eşimin ve kızımın vizesini de çalışma vizesi olarak doldurmuştum. Neyse ki başvuru merkezinde düzelttiler, fakat aile vizesinde istenen dokümanlar eksikti. Koşa koşa çıktık, arabamıza atladık, İstanbul’un yarısını gezip evrakımızı tamamladık, İngilizce’ye tercüme ettirdik (eşimin işi dolayısıyla yeminli bir tercümanla çalışıyor olması ve aralarının iyi olması çok işimize yaradı) ve iki saat sonra başvuru merkezi kapanmadan geri döndük. Ücretimizi ödedik ve başvurumuzu tamamladık. Yaklaşık 1.5 ay sonra da vizelerimiz geldi. Tüm bu süreçte bizim başımızı yakan bazı noktaları paylaşmak istiyorum:

  • Kendiniz için çıkardığınız evrakın aynılarından eş ve çocuk için de istiyorlar. Ailenizle taşınıyorsanız mutlaka banka hesap dökümü ve vize davetiyelerini aileniz için de çıkarttırın.

  • Tüm dokümanların birer kopyasını bulundurun. Her başvurudan iki tane olsun. Hiç olmazsa fotoğrafını çekin, bir yerlere kaydedin, mutlaka lazım oluyor.

  • Evliyseniz evlilik cüzdanınızın aslını da istiyorlar (fotokopisi yetmiyor). Bu bilgi hiçbir yerde yazmıyor.

  • Çocuğunuz varsa çocuğunuzun sizle olan bağını ispatlamanız gerekiyor, bu da tam vukuatlı nüfus kayıt örneğiyle oluyor. Bu dokümanın hem Türkçesi hem İngilizcesi gerekiyor, mutlaka tercüme ettirin (ikinci maddede belirttiğim kopyasının sonradan lazım olacağı dokümanlardan biri bu, aklınızda bulunsun).

  • Çocuğun tam vukuatlı nüfus kayıt örneği yalnızca E-Devlet’ten çıkartılabiliyor fakat 18 yaş altı çocuklara şifre almak için Nüfus Müdürlüğü’ne başvurmanız gerekiyor, internetten alamıyorsunuz.

  • Vize ücreti tüm hizmet bedelleriyle birlikte kişi başı €131 tutuyor. Ben nakit ödedim, çünkü başvuru merkezinin sitesinde kredi kartı kabul edilmediği yazıyordu, fakat gittiğimde bazı kişilerin kredi kartıyla ödediklerini gördüm (yalnız bunlar başka ülkeler olabilirler, siz yine de yanınızda nakit bulundurun, hiç olmazsa İrlanda’ya gelince kullanırsınız).

  • Daha önce başka ülkelerden vize almış olsanız da 6 aylıktan uzun vizelere başvurmayın. Her halükarda ilk vize 6 aylık çıkıyor. Ayrıca unutmayın, İrlanda Schengen’e dahil değil, Schengen’iniz varsa bile vize almalısınız ve alacağınız bu vizeyle Avrupa’yı dolaşamıyorsunuz.

Evi Boşaltmak ve Nakliye

İrlanda’ya taşınırken en çok stres olduğumuz konulardan biri de eşyaların nakliyesi oldu. Eşyalarımız bulacağımız eve sığar mı, elektrikli aletlerin fişleri prizlere uyar mı, bu kadar eşya gitse sonra geri gelmemiz gerekse nasıl gelir ve en önemlisi bunca eşyayı 4000km öteye göndermek bize kaça patlayacak gibi düşünceler epey uykumuzu kaçırdı. Hanımla oturduk konuştuk, eşyaların büyük kısmını elden çıkarmaya karar verdik. Zaten yurtdışı tekliflerini değerlendirmeye başlamadan önce ev bakıyorduk ve yeni evimize yeni eşyalarla geçmeyi planlıyorduk. Eski eşyaları taşımak için para verip bir de taşındığımızda yeni eşyalara para vermek istemedik. Beyaz eşyaları, salonun takımlarının tamamını, gardropları ve yatağımızı alması için bir spotçuyla anlaştık. Zaten İrlanda’da eşyasız olarak kiraya verilen evlerde bile beyaz eşyalar oluyor genelde. Eksikleri de biz tamamlarız dedik. Spotçu taşınma gününden bir gün önce geldi, eşyalarımızı oldukça cüzi bir fiyata aldı götürdü. Biz evde eşya kalmadı, artık kolay taşınırız diye düşünüyorduk ki ertesi günü uluslararası nakliyeciler geldiğinde evden irili ufaklı tam 84 koli çıktı! Neyse ki biz hiçbir şeye elimizi sürmedik4. Esen Nakliyat‘tan başlarında oldukça genç bir hanım olan 6 kişilik bir ekip geldi, tüm eşyalarımızı (kendi yaptığımız bir-iki koliyi bile!) kolilere koydu, kolileri defalarca kez bantlayıp numaralandırdı ve envantere işleyip kamyona taşıdı. Bütün işlemi 2 saatte bitirdiler. O zamana dek hep kendileriyle çalışmak istemiş (son 10 yılda 6 kez taşındık) fakat tarifelerinin pahalılığı nedeniyle çalışamamıştık. Taşınma masraflarının büyük bir kısmını şirketim karşıladı, bu vesileyle profesyonel bir ekip nasıl çalışıyormuş onu da görmüş olduk. Yalnız ufak bir not: eşyalar gemiyle nakliye ediliyor ve bu işlem 26-30 gün arası sürüyor (liman trafiğine bağlı olarak belki daha bile uzun). Yani eşyalarınıza bel bağlamayın, ihtiyacınız olabilecek şeyleri yanınıza alın.

Ev Bulmak

Çalışma izninizi, vizenizi aldınız, eşyalarınızı yollayıp bir Airbnb ayarladınız (veya bizim durumumuzda olduğu gibi şirketiniz geçici bir servis apartmanı5 ayarladı) uçağınıza atlayıp İrlanda’ya geldiniz. Zorlu süreç geride kaldı diye düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz çünkü zorluklar asıl şimdi başlıyor: İrlanda’da ev bulmak gerçekten çok zor. Evler küçük, eski ve pahalı6. Böyle olmalarına rağmen çok hızlı gidiyorlar. Başvuru yaparken de telefonla aramayı kabul etmiyorlar, bilgilerinizi ve niyetinizi içeren bir e-mail atıyorsunuz, onlar da sıradan cevap veriyorlar. Sabah eklenen bir ilana öğlen bakıyorsanız sizden önce 500 kişi incelemiş ve başvuru yapmış oluyor, sıra size gelene kadar ilan yayından kalkıyor. İlk günlerde yaptığımız 30 küsür başvuruya cevap dahi gelmedi. Neyse ki sonradan işin sırrını öğrendik, bu sefer de cevaplar yağmur olup yağdı, günde 3 ev bakmaya başladık ve kısa sürede beğendiğimiz bir ev bulduk. Bu konuda tavsiyelerim şu şekilde olacak:

  • daft.ie‘ye kayıt olun ve e-mail bildirimlerini açın (yeni eklenen ilanlar posta kutunuza düşüyor, böylelikle ilk başvuran olabiliyorsunuz).
  • Adınızı soyadınızı, nerede çalıştığınızı, kaç para kazandığınızı (evet, burada maaşınızı doğrudan soruyorlar), kiralayacağınız evde kaç kişi kalacağınızı, evcil hayvanınız olup olmadığını (evcil hayvan seçeneklerinizi epey azaltıyor) içeren bir taslak hazırlayın. Beğendiğiniz bir ilan görünce hemen bu taslağı ilan üzerinden e-mail olarak gönderin.
  • Taslağınızda bir yıllık sözleşme yapabileceğinizi, banka hesap özetlerinizin7 ve iş referanslarınızın8 hazır olduğunu belirtin.
  • Eğer benim gibi bir teknoloji firmasında çalışıyorsanız bunu mutlaka belirtin9.
  • Sizi aradıklarında mutlaka evi görmek için randevulaşın. Fotoğraflara kanıp aldanmayın, bazı evlerin ne kadar eski olduğu gidip görülünce anlaşılıyor.

Oturma İzni

Bu konuya ileride döneceğim zira an itibariyle başvuru yapacağımız ofis COVID nedeniyle kapalı. Fakat öğrendiğimize göre en yakın 6 hafta sonrasına randevu alınabiliyor (ülkeye girdikten sonra 90 gün içerisinde başvurunuzu yapmış olmanız gerekiyor).

İrlanda’da Yaşam

Epey uğraştık fakat artık arkamıza yaslanıp biraz keyfini sürme zamanı. Sandığımızın aksine hayat İrlanda’da çok da farklı değil. Evet belki köşede bakkal yok, yola adımınızı atmadan önce de sola değil sağa bakmanız gerekiyor ama kısa sürede alışılamayacak bir kültür farklılığı yok.

Telefon ve İnternet

İrlanda’da Vodafone, Virgin, GoMo, Three, 48 ve Eir telefon hizmeti sağlıyor. Türkiye’deyken hanımla Vodafone kullanıyorduk fakat buradaki Vodafone tarifelerini pahalı bulduk. 48 diye daha çok gençlere yönelik hizmet sunan ve Three’nin altyapısını kullanan operatörün tam da biz geldiğimiz ay bir kampanyası vardı. Ön ödemeli (faturasız - kontörlü) hatlarda sınırsız arama, sınırsız mesajlaşma ve 100GB internet aylık €7.99’ydu. Bizim Türkiye’deki kullanımlarımızla karşılaştırınca bu tarife bize uygun göründü ve internetten SIM card siparişi verdik, iki gün sonra da elimize geçti. Şimdilik memnunuz, kapsama alanı sorunu yaşamadık ve 100GB internet de oldukça yeterli (evde zaten kablosuz internet var). Fakat henüz üç park ve yeni evimiz dışında bir yere gitmediğimizi göz önünde bulundurunca kesin bir karara vermek için çok erken.

Elektrik, Su, Doğalgaz

Öncelikle iyi haber: İrlanda’da su bedava. Evet, evde musluktan akan su için hiç para vermiyorsunuz. Bir aralar sembolik de olsa bir ücret alınması gündeme gelmiş, fakat hemen reddedilmiş. Kötü haberse elektrik ve doğalgaz oldukça pahalı. Enerji şirketleri yalnızca elektrik sağlayanlar veya hem elektrik hem doğalgaz sağlayanlar olarak ikiye ayrılıyor ve evinize birden fazla firma hizmet verebiliyor (örneğin İstanbul Anadolu yakasında olduğu gibi Enerjisa Ayedaş’a mecbur değilsiniz). Bizim ev sahibimiz SSE Airtricity’yi kullandığı ve halihazırda aboneliği olduğu için bize orayı tavsiye etti (böyle de bir şey var, abonelik iptal olmuyor, evde kim oturuyorsa ona devrediliyor). Ev sahibimin verdiği MPRN (elektrik aboneliği) numarasıyla telefonda yaklaşık yarım saatlik bir görüşme sonucunda aboneliği üzerime aldım. Sitelerindeki hesaplama aracına göre yıllık masrafımız €1600 (aylık €133) civarında olacak. Henüz ilk faturayı bile görmedik, bakalım dedikleri gibi olacak mı?

Çöp

Çöp için ayrı bir başlık açtım, çünkü Türkiye’de bizim ücretsiz faydalandığımız çöp toplama hizmeti İrlanda’da ücretli ve oldukça zahmetli! Eğer bir apartmanda oturuyorsanız büyük ihtimalle apartmanın bir aboneliği zaten var ve çöp toplama ücreti de kiranıza dahil (dahil değilse aidat gibi aylık olarak ödemeniz gerekiyor). Ama müstakil bir evde oturacaksanız kendinize bir servis sağlayıcı seçiyorsunuz, aylık çıkaracağınız çöp miktarına göre de bir tarifeye abone oluyorsunuz. Örneğin biz The City Bin Co’nun standart paketine abone olduk, aylık 42 kg’a kadar çöpü €18’ya topluyorlar, 42 kg üstünde her 1 kg çöp için 30 cent alıyorlar (evet, toplarken tartıyorlar). Üstelik fiyatlar bulunduğunuz bölgeye göre değişiyor (kırsal kesimlerde daha pahalı olabiliyor). Abone olduktan sonra size 3 tane çöp kutusu getiriyorlar. İşte zahmetli dediğim kısım da burada başlıyor; tüm çöplerinizi uygun bir şekilde ayrıştırmalı ve doğru kutulara atmalısınız10. Örneğin geri dönüşüm kutusuna organik bir çöp atarsanız çöp toplayıcınız size ceza kesebiliyor. Bir de bunun üstüne çöp kutularını doğru günde taşıma yerleri dışarı bakacak şekilde kaldırıma çıkarmalısınız yoksa almadan gidiyorlar.

Alışveriş

Yakında güncellenecek…

Seyahat

Yakında güncellenecek…

Sağlık Hizmetleri

Yakında güncellenecek…

Eğitim

Yakında güncellenecek…

Park ve Bahçeler

Yakında güncellenecek…

Kültür Sanat

Yakında güncellenecek…

Gece Hayatı

Yakında güncellenecek…

  1. İng. hayırsever, yardımsever 

  2. Korkusuz Korkak 1979 yapımı, başrolünü Kemal Sunal’ın oynadığı, yönetmenliğini Natuk Baytan’ın yaptığı absürd komedi türünde bir film. Filmin esas karakteri Mülayim Sert 6 aylık ömrünün kaldığını zannederek piyango biletine isabet eden ikramiyeyi umumi tuvalet yaptırmak için harcar. Kendisiyle röportaj yapan basın mensubunun “neden tuvalet” sorusuna “ben bu vakitte gelen paranın anca içine ederim” diye cevap verir. 

  3. Apple, Google, Microsoft, Facebook gibi pek çok teknoloji firmasının İrlanda’da ofisi var fakat İrlanda’nın nüfusu yalnızca 4.9 milyon (kaynak: https://www.worldometers.info/world-population/ireland-population/

  4. Uluslararası taşımada tüm eşyalar gümrükten geçeceği için gümrük kurallarına uygun olmayan bir durumun olmaması amacıyla (örneğin hiçbir sıvı, canlı bitki veya yiyecek gümrükten geçemiyor) kolileri kendileri yapmak istiyorlar, bu nedenle isteseniz de eşyaları kendiniz toparlayamıyorsunuz. Biz başta biraz çekinmiştik, fakat gayet güzel topladılar herşeyi :) 

  5. Günlük kiralık evler. Bizim memlekettekinden farkı bu evler firmalar tarafından otel gibi işletiliyor. Her hafta kirli çarşaflarınızı ve havlularınızı alıp temizlerini veriyorlar, teknik servis vb ihtiyaçlarınızla ilgileniyorlar. 

  6. Dev teknoloji şirketlerinin İrlanda’da ofis açması özellikle kiralık ev piyasasını alt üst etmiş. Buralarda yeni inşaatlara izin öyle pek kolay çıkmıyor, 4 kattan yüksek apartmanlara da neredeyse hiç rastlanmadığından dolayı maaşı üst baremden alanlar iyi evlere yüksek kiralar verip piyasayı kilitliyor. Neyse ki hükümet bu duruma bir el atmış ve Rent Pressure Zone diye birşey icat etmiş. Kiraladığınız ev böyle bir bölgedeyse kiranız belli bir sınırın üzerine çıkamıyor ve ev sahibiniz yıllık %4’ten fazla zam yapamıyor. Fakat bu durum yeteri kadar kiralık ev olmadığı gerçeğini değiştirmiyor. 

  7. İrlanda’da bankalar üç aylık hesap özetleri sunuyor. Eğer banka hesabınız henüz hazır değilse Türkiye’deki bankanızdan alacağınız son üç veya altı aylık hesap özetiniz de iş görecektir. 

  8. Şirketinizden o şirkette çalıştığınıza ve aldığınız maaşa dair bir belge almanız gerekiyor. Aslında önceki ev sahiplerinizden de referans istiyorlar fakat İrlanda’ya ilk kez gelenler için bu pek mümkün olmadığından anlayışla karşılıyorlar. 

  9. Firmanın adıyla değil, doğrudan “tech company” şeklinde. Anladığım kadarıyla emlakçılar ve ev sahipleri belli kelimeler üzerinden filtreler oluşturmuşlar ve bunlara uygun SEO yapmak gerekiyor. 

  10. Marketten aldığınız ürünlerin hemen hemen hepsinin üzerinde geri dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği yazıyor. Eğer “fully recycled” ise çöpünüzü yıkayıp kurutup (evet, temiz ve kuru olmalı!) geri dönüşüm kutusuna atabiliyorsunuz. Eğer “not yet recycled” ise “general waste” kutusuna gidiyor. Organik çöplerse (yiyecek artığı gibi) kompost olmak üzere organik çöpüne atılıyor.